Şehid Şeyh Abdulkerim Çevik Norşin-i Kuddise sırruhu'nun kendi sesinden hayatı

Поділитися
Вставка
  • Опубліковано 21 гру 2020
  • "Ses kaydı şehirlerarası bir yolculuğun molası esnasında yapıldığından net olmayıp, arka planda farklı sesler bulunmaktadır"
    ŞEHİT ŞEYH ABDULKERİM ÇEVİK’İN
    [Kuddise sırruhu]
    KENDİ DİLİNDEN HAYATI
    Altı yaşında iken medreseye ve okula başladım. O zamanın çocukları bu zamanki çocuklardan çok farklıydı. Şimdi çocukların kafaları bir orda bir şurada yerinde değil zamanki çocuklar yaşının farkındaydı.Bizim zamanımızda Bin dokuz yüz yetmiş altı senesinde televizyon yoktu. Norşin’e elektrik Bin dokuz yüz seksen yılında geldi, elektrik geldikten bir iki sene sonra televizyon getirildi. Yani herkesin televizyonu yoktu. Bin dokuz yüz seksen beş/seksen altı yıllarında evlerin birçoğuna televizyon girmeye başladı. O zamanki çocukların kafaları boştu, ne girse alırdı teyp gibi. Altı yaşında ilkokula yedi yaşında medreseye başladım. O zaman bizim medresemiz vardı. Medresede tabi biz elifba ile başladığımız için talebelerden ders alıyordum. Ama hangi öğrenciden ders aldığımı hatırlamıyorum. Halit hoca diye biri vardı arada bir ondan ders alıyordum. Tabii çocuktuk o zamanlar yaz aylarında okulu bıraktığımız gibi medreseyi de bırakıp yaylaya gidiyorduk. O tarihlerde Norşin’in yukarı taraflarında önceki ismiyle Haknuk şimdiki adıyla Ceviz Yatağı diye bir yaylamız var. Üstat Bediüzzaman geldiği zaman bizim Seyda ailesi o zaman yayladaymışlar. Yaz ve kış aylarında hareketlerimiz değişiyordu. Yaz aylarında üç-dört ay genellikle yaylaya gidiyorduk, kış aylarında ise okul-medreseye devam ediyorduk. Medresemiz bir ara kapanınca babam beni (Ben tam hatırlamıyorum yaklaşık olarak ben üçüncü sınıfta iken) Şeyh Fedli’nin oraya götürüyor. Babam, amcasının oğlu Şeyh Fedli’ye bunu sen okut deyince oda şöyle diyor: Hayır ben Seyda ailesinin çocuklarını okutmam. Çünkü siz çocuklarınıza Kur’an-ı Kerim’i bitirtiyor sonra okula gönderiyorsunuz. Ya daimî okutun ya da ben okutmam. Bunun üzerine babam ona: Bu sana emanet bunu daimî olarak okut der. (Ben bu olayı fazla hatırlamıyorum.)
    Ben dördüncü sınıfta iken babam yaz aylarında vefat etti. Vefatından dört-beş ay sonra Şeyh Fedli’nin medresesine gittim. Şeyh Fedli, baban seni Arapça okuman şartıyla bana emanet etti. Öyle deyince okulun birincisi olmama rağmen Arapça okumaya karar verdim. İki mahallenin çocukları arasındaki bilgi yarışmasında birinci olunca öğretmenimin Arapçadan çok okula ağırlık vermem konusundaki tüm ısrarlarına rağmen Arapça okuma kararımda ısrar ettim. Kuran-ı Kerimi dördüncü sınıfta bir öğün okula gitmek bir öğün de medresede okumak suretiyle çok disiplinli olan Mele Abdulaziz’in yanında bitirdim. Bir gün okula giderken amcam Şeyh Hafid arkamdan ismimle beni yanına çağırdı ve Kur’an’ı okumamı söylemesi üzerine Kur’an’ı açıp okudum. Güzel okuduğumu görünce bana mevlidi vererek Şeyh Abdulbaki’nin oğlu Seyda Hikmetullah’a gidip onda iptida etmemi söyledi. İlk kitaplara iptidam böylece başladı. Kur’an’ı Kerimden sonra mevlid, nubihar, nehcul enam, Şafii fıkhı şeklinde devam ederdi.
    O gün okula değil Hocam Şeyh Hikmetullah’a gittim o kitapla başladım. Onun yanında Mevlidi bitirdim nubahara geçtim. Onun yanında okuduğum bütün dersleri mutlaka amcam Şeyh Hafid’den tekrar ders alırdım. Şeyh Taha’nın medresesinde Molla Hakim’in yanında nubiharın bir kısmını ve Şafii fıkhı olan Gayetul ihtisar’ın bazı bölümlerini okudum. Gayetul İhtisarın kalanını da Şeyh Muhammed Baki’nin oğlu Şeyh Mazhar ve amcam Şeyh Hafid’in yanında okudum. O zaman medreselerde yazın ara verilir kış da tedrisata devam edilirdi. Bina kitabını Şeyh Fedli’nin yanında bitirdim. Medreseye talebeler gelince İzi kitabını Şeyh Fedli’nin talebesi ve çok iyi bir alim olan Erzurum Horasanlı Mele Ebubekir yanında bitirdim. Yazın biraz Şeyh Gıyaseddin’in yanında okuduktan sonra tekrar Şeyh Fedli ile devam ettim. Terkibi sadullah sağir şerhul muğni kitaplarına Şeyh Fedlli ile devam ettim. Şerhul Muğni’nin bir bölümünü Şeyh Fedli’de, büyük bir bölümünü amcam Şeyh Hafid’in yanında, bir bölümünü de Mele Lütfü de okudum. Az bir şeyde Mele Necatta okudum. Sonra Sadini’nin yarısından Suyuti’nin yarısına kadar Seyda Mele Sabri’nin yanında okumaya devam ettim.
    Bir ara okumaya karşı bir soğukluk bende hasıl oldu. Bunu üzerine bir buçuk yıl okumaya ara verdim. Bin dokuz yüz seksen sekizde tekrar okumaya başladım ve Tillo’ya gittim. Seyda Burhaneddin’in yanında bin dokuz yüz doksan yılının haziran ayında medrese eğitimini bitirdim icazetimi aldım.....
    NOT: Şeyh Abdulkerim Çevik (Kuddise sırruhu) 19.01.2020 tarihinde Norşin Medresesinde talebelere ders verirken uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit edilmiştir.

КОМЕНТАРІ •